!!!
logo

ALKALİ BESLENME

Asit, Alkali ve pH nedir?

Asitler, bulundukları çözeltiye hidrojen iyonu bırakan bileşiklerdir. Bütün asitler hidrojen (H+) içerir. Bunlar ekşi bir tada sahiptir. İndikatör denilen özel bileşiklerde kırmızı renk verirler.

Alkaliler ise bulundukları çözeltiye hidroksit iyonu (OH-) bırakan bileşiklerdir ve bunlar acı bir tada sahiptir. İndikatörlerle mavi renk oluştururlar. Asitler ve alkaliler birbirleriyle reaksiyona girdiklerinde tuz ve su meydana gelir.

Bir maddenin asit veya alkali değerini anlamak için kullandığımız ölçüye pH (potansiyel hidrojen) denir. Maddenin içindeki asit nitelikli hidrojen iyonlarının yoğunluğuna göre ölçüm yapılır. pH değerleri, 0-14 numaraları arasında sınıflandırılır. Ne asit, ne alkali de alkali, yani nötr olan maddeler 7 pH derecesi ile gösteriler. 7’den aşağı doğru indikçe maddenin asitlik derecesi, 7’den yukarı doğru çıktıkça da alkalilik derecesi artar.

Bizim kan ve diğer vücut sıvılarımızın pH’ı hafif alkalik olup, 7.35-7.45 civarındadır ve bu değerlerin dışına çıkarsa hayati bir tehlike içerisine gireriz. Vücudumuz bu değeri korumak için, vücut sıvılarındaki asit ve alkali mineralleri doğru oranlarda birleştirip, onları tuza çevirerek sürekli olarak bir tamponlama (nötr hale getirerek dengeleme) yapar. Örneğin; fosforik asidi, alkalik bir mineral olan kalsiyum ile tamponlayarak nötral “kalsiyum fosfat” tuzlarını oluştur. Bu da vücut sıvılarımızın pH değerini bozmadan, güvenli bir şekilde kan ve lenf dolaşımına girer.

Tamponlama sistemi yeterli çalışmadığında vücudumuz, sıvılarının asit dengesini sağlayabilmek için iki farklı yola başvurur. Bunlardan birisi; kemik ve kaslardan magnezyum, kalsiyum gibi alkali mineralleri çalarak, fazla asidi nötralize etmektir. Bu da dokularımız için son derece önemli olan bu minerallerin eksikliğine neden olur. Diğer yol ise asidin fazlasını dokularımızda depolamaktır. Dokularda ürik asit birikmesine bağlı olarak oluşan gut hastalığı bu şekilde oluşur. Vücut maruz kaldığı yüksek orandaki asidin tamamını tamponlayamaz ve bu asidin fazlasını vücudun özellikle de eklem bölgelerinde ürat kristalleri halinde depolar.

İyi bir sindirim için mide çevresinin asidik olması gerekirken, bağırsakların çevresinin ideal olarak alkali olması gerekir. Ancak modern yaşamda uygulanan sağlıksız beslenme nedeniyle, vücudumuz asitlere yeterli tamponlamayı sağlayamamakta, bağırsaklar olması gerektiğinden çok daha fazla asidik olmakta, böylece zararlı parazit ve bakterilerle dolu sağlıksız bir bir bünye oluşturmaktayız.

Vücudumuz, sindirim sürecinde, terlerken, nefes alırken, hücre yapım ve yıkımları sırasında; kısacası tüm metabolik faaliyetler sırasında asit üretir. Vücudumuzun bu asitle etkin şekilde başa çıkmasını sağlamak, anlattığımız gibi, savunma sistemimiz ve sağlığımız açısından son derece önemlidir.

Bunun içinse yapmamız gereken; alkali beslenmek ve negatif düşüncelerden uzak durup pozitif düşünmeye yönelmek. Çünkü asidik beslenme, negatif düşünceler ve stres, vücudumuzdaki asit kalıntılarını büyük bir hızla artırır. Alkali beslenme ise tam tersi bir etki yaratarak, vücudun bu asidik etkiyi tamponlamasına yardımcı olur. Ayrıca araştırmalar, alkali beslenmenin metabolizma ve yağ yakım hızını da artırdığını göstermektedir.

PEKİ, NEDİR ALKALİ BESLENME? NASIL ALKALİ BESLENİLİR?

Bunun hakkında konuşabilmek için öncelikle asidik ve alkalik besinler ile bunların vücutta bıraktıkları etkilerden bahsetmek gerekir.

Vücudun asit oranını artırma bakımından en tehlikeli olan diyet elemanı rafine beyaz şekerdir. Rafine şeker yani çay şekeri, vücut sıvılarının asit oranını, yeryüzündeki tüm besinlerden daha hızlı ve daha şiddetli biçimde artırır. Özellikle de, hem yüksek miktardaşeker, hem de asit içeren meşrubatlar, bu kategorinin lideridir. 330 ml’lik kola, gazoz vb. meşrubatlar, kana direkt olarak 9 çay kaşığı dolusu rafine beyaz şekere eşit miktarda şeker karıştırırlar ve eğer vücut çok çabuk bir acil durum tepkisi gösterip bunu tamponlamasa, dakikalar içinde ölebileceğimiz kadar yüksek hızda kanı asitleştirirler. Kanda, bir bardak şekerli ve gazlı meşrubatın sebep olduğu ciddi ve ani asit artışını dengeleyip, ölmemek için çok çabuk olarak 32 bardak alkalik su içmek gerekir. Bu içeceklerin tüketilmesinden sonra vücut, kandaki bu aşırı asidi dengeleyip, hızla alkalik dengeyi kurmak üzere kemik ve dişlerimizden kalsiyum ve magnezyum minerallerini çekerek kana pompalar.

Et ve süt grubu’ndaki hayvansal gıdalar; içerdikleri yüksek miktardaki proteinden dolayı, vücut sıvılarının asit oranını artırırlar. Fazla tüketimleri, bu asitlerin vücuttan atılamayarak, dokularda kristaller halinde birikmesine ve kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin kaybına sebep olur. Gün içinde tüketimlerine dikkat etmeli, süt, yoğurt ve etlerin yağsız olanlarını tercih etmeli ve çok fazla miktarlarda tüketmemeliyiz.

Tahıllar ve özellikle de nişasta da, vücuda yine yüksek oranda asidik yük oluşturan gıdalardır. Bunların da tüketilen miktarlarına dikkat edilmeli, kek, pasta, beyaz ekmek, pirinç, makarna gibi yüksek unlu ve nişastalı besinler yerine; çavdar, kepek, yulaf gibi lif içeriği yüksek tahıllı besinler kullanılmalıdır.

Kabuklu yemişler de fazla tüketildiğinde, vücudun asidik yükünü artırma etkisi vardır. Fakat bunlar arasında badem istisnadır. Badem, vücut sistemini alkalik yapmaya yardımcı olmakla birlikte çok faydalı bitkisel proteinleri, yağ asitlerini, kalsiyum-magnezyum gibi mineralleri de içerir. Bademin ve diğer tüm yemişlerin tuzsuz ve kavrulmamış olanı tercih edilmelidir.

Alkali Beslenmede Sebzeler

Alkali beslenmenin iki temel taşı; sebze ve meyvedir. Bunlar organik olmalı, pestisit ve tarım ilacı içermemeli, genetiği değiştirilmiş veya radyasyona maruz kalmış olmamalıdır.

Alkali beslenmede, sebzelerle ilgili yapılacak en iyi seçim, bedeni aktif olarak temizleyenleri ve iyileştirenleri, kanı ve dokuları alkalik yapanları, minimum sindirim maliyetiyle maksimum besin sağlayanları seçmek olacaktır.

Maydanoz, nane, roka, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, balkabağı, havuç, kabak, pancar, lahana, kuşkonmaz, brokoli ve kereviz bu gruba girer. Bu sebzeler, en güçlü iyileştirici diyet elemanı olan organik karoten ve klorofil gibi renk pigmentleri açısından zengindirler ve aynı zamanda karaciğerin, akciğerin, böbreklerin ve bağırsakların atılım fonksiyonlarını destekleyen enzimler, mineraller ve çeşitli elementleri de içerirler.

Havuç, alkali beslenme için en değerli sebzelerden biridir. Karaciğeri bayat safradan ve vücudu pek çok toksik-asidik kalıntıdan temizler. Ayrıca alkalik mineraller olan kalsiyum ve magnezyumun yanı sıra güçlü antioksidan aktivitesi açısından da doğal karoten içerir.

Kereviz, güçlü temizleme ve alkalik yapma özelliği olan bir sebzedir. Aynı zamanda vücudu alkalik yapmaya yardımcı olan magnezyum mineralini de içerir. Kereviz suyu uykusuzluk ve sinirsel gerginlik için de etkili bir ilaçtır. Kerevizin yatıştırıcı özellikleri, alkali beslenme sürecinde bedeni ve zihni gevşek ve rahat tutmaya yarar.

Kuşkonmaz, en güçlü doğal alkalik yapıcı sebzedir ve asidik kalıntıların kanınızdan ve böbreklerinizden hızla uzaklaştırır.

Maydanoz da kuşkonmaz gibi böbrekler için güçlü bir alkalik yapıcıdır. Güçlü böbrek ve mesane temizleme özelliklerine ek olarak, maydanoz suyu idrar yollarındaki enfeksiyonları azaltır ve karaciğeri arındırır. Kanı asitlerden temizleyen kalsiyum ve magnezyum için zengin bir kaynaktır.

Sarımsak, zencefil ve soğan da güçlü temizleyici özelliklere sahiptir. Zencefil kökü, güçlü bir alkalik yapıcıdır ve sindirime yardım eder. Sarımsağın, kuvvetli antibakteriyel ve doku temizleme özelliklerinin olmasının yanı sıra, vücudun en güçlü antioksidan enzimini üretmek için ihtiyaç duyduğu bir element olan selenyumu içerir. Soğan da yine kanı temizleyen ve dokuları arındıran birçok yararlı element içerir.

Balkabağının, bağırsaklardan ve böbreklerden boşaltımı kolaylaştıran gevşetici ve diüretik özellikleri vardır.

Tüm bu sebzeler; buharda, buğulanarak veya karıştırıp kavurularak pişirilip tüketilebileceği gibi, iyi yıkanmak koşuluyla çiğ olarak da tüketilebilir. Ayrıca sebzelerin çiğ sebze suları da kullanılabilir.

Alkali Beslenmede Meyveler

Meyveler de alkali beslenmeye temel destek sağlarlar. Taze meyveler o kadar basit besin formlarıdır ki, midede neredeyse hiç sindirilmezler. Hızlı bir şekilde onikiparmak bağırsağına iletilirler ve orada yarım saat içinde kana karışmak üzere besin öğeleri sindirilir. Ama eğer meyveler mideye ulaştığında orada sindirilen başka besinler varsa, onların bu süreci bitirmesini beklemek zorunda kalır. Bu gecikme sırasında, midede zaten var olan bakteriler meyvelerden beslenmeye başlarlar ve o an midede olan her şeyin sindirilmek yerine fermente olmasına sebep olurlar. O yüzden meyveler aç karnına tüketilmeli ve yaklaşık yarım saat kadar sindirilmeleri beklendikten sonra başka yiyecekler tüketilmelidir.

Meyvelerden en iyi seçim portakal, greyfurt, limon gibi turunçgiller, elma, armut, karpuz, siyah üzüm ve vişne gibi ılıman iklimlerde yetişen yarı tatlı meyvelerdir.

Turunçgiller, mide ve sindirim yolu için çok arındırıcıdır ve asit kalıntılarının yok edilmesine ve vücudun alkali dengesinin sağlanmasına yardım eder. Taze greyfurt, eklemlerdeki kristalize kalsiyumu çözerek artriti hafifleten salisilik asit bakımından çok zengindir.

Normalde bakıldığında, bunların pH değerleri asidiktir fakat bir yiyeceğin mide dışındaki pH değeri, onun midede asidik veya alkalik etkisinin göstergesi değildir. Önemli olan o besinin midedeki sindirim sıvıları ve diğer yiyecekler ile karşılaştığında nasıl davrandığı ve sindirildikten sonra kanın pH'ını nasıl değiştirdiğidir. Turunçgiller eğer aç karnına tüketilir ve hiçbir şeyle karışmadan onikiparmak bağırsağına geçmesine izin verilirse son derece alkalik ve arındırıcı olurlar. Limon, en güçlü alkali yapıcı besinlerden biridir. Sabahları aç karnına bir bardak oda sıcaklığındaki suya bir miktar limon ekleyerek içmek de, vücudun asit kalıntılarından arınmasına ve alkali dengesinin sağlanmasına yardımcı olur.

Elma, sindirime yardımcı olur ve bağırsak yolunu temizler; bütün olarak veya suyu sıkılarak alınabilir. Elma çekirdekleri, bazen bağırsaklarda oluşan ateş ve doku enfeksiyonlarını, biriken ağır toksinlerin yarattığı tıkanıklıkları açarak ve atılım için kana bırakılmalarını sağlayarak hafifleten güçlü arındırıcılar olarak görev yapan pektinler bakımından çok zengindir.

Elma sirkesi de alkali beslenmede tüketilebilecek bir başka önemli üründür. Elma sirkesi, alkalik yapıcı malik asit içerir. Mideyi temizlemek ve sindirim sisteminin pH dengesini sağlamak üzere günde bir veya iki defa yemeklerden önce iki yemek kaşığı elma sirkesi ve bir çay kaşığı bal, bir bardak sıcak suda karıştırılarak içilebilir. Bu, özellikle gastrit problemi olanlar için çok faydalıdır.

Armut, alkalik yapıcı elementlerle yüklüdür ve böbreklerde hafif bir diüretik etki yaparak, kristalize asit atıklarını böbrek taşı oluşturmadan eritir.

Siyah üzüm, karaciğeri ve böbrekleri arındırdığı ve kanı temizlediği için gastrit ve kabızlık tedavisinde çok etkilidir. Üzümün içindeki temel şeker formu glikozdur. Yani kana, hücrelerin ihtiyacı olan yakıt formunu doğrudan aktarır. Üzümün kabuğu ve çekirdekleri de besinler ve arındırıcı maddeler açısından zengindir, fakat özümsenebilmeleri için çok iyi çiğnemeleri gerekir veya bütün olarak blenderdan geçirilebilir.

Karpuz, özellikle böbrekler ve mesane üzerinde etkili bir iç organ temizleyicisidir. Böbrek temizleme özelliği olan iç beyaz kabuklarıyla birlikte blenderdan geçirilerek de tüketilebilir.

Böbreklerde taş oluşmasını engellemesinin yanı sıra karpuz en güçlü alkalik yapıcı meyvelerden biridir.

Papaya, Sindirime yardımcı olan ve aşırı protein tüketiminden kaynaklanan asidik atıkların bağırsaklarda yarattığı tıkanıklıkları açan ‘proteaz’ enzimi bakımından çok zengindir. Papaya aynı zamanda midede ve onikiparmak bağırsağında sindirim sıvılarının salgısını da uyarır ve midede başka hiçbir şey olmadığı zaman bu sıvılar bağırsaklara geçerek, buradaki atıkları parçalarlar.

Ayrıca, bitki çayları da alkali beslenmenin bir parçası olmalıdır. Özellikle adaçayının, çok güçlü bir arındırıcı ve alkalik yapıcı etkisi vardır.

Konuk Yazar
Diyetisyen Melda DEMİRÖZ
Beslenme ve Diyet Uzmanı